Airbnb, 2014 yılında gerçekleştirdiği kimlik değişimiyle tasarım dünyasının en çok konuşulan işlerinden birine imza atmıştı. Londra merkezli ajans DesignStudio tarafından hazırlanan yeni logo, markanın "insanlar, mekanlar, sevgi ve aidiyet" kavramlarını temsil etmesi amacıyla tasarlandı. Ancak lansman anında internet dünyası, logonun anatomik benzerlikler taşıdığına dair binlerce şaka ve eleştiriyle dolup taştı.

2008 yılında kurulan Airbnb'nin ilk logosu, mavi renkli ve el yazısı karakterli, dönemin startup estetiğini yansıtan basit bir çalışmaydı. Şirket, global bir konaklama platformuna dönüşürken, bu kimlik artık markanın büyüme hedeflerini karşılamıyordu. DesignStudio, bu süreci yönetmek için 13 şehirde 18 ev sahibiyle konaklayarak ve 120'den fazla kişiyle görüşerek kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.

16 Temmuz 2014'te tanıtılan ve "Bélo" adı verilen yeni sembol; kollarını açmış bir insan figürü, konum pini, kalp ve 'A' harfinin birleşimiyle oluşturuldu. Tasarım sadece bir logo değişikliği değil; renk paleti, tipografi ve dijital deneyimlerin de yeniden kurgulandığı bütünsel bir görsel dilin parçasıydı.

Lansman sonrası yaşanan yoğun eleştirilere rağmen Airbnb ve DesignStudio geri adım atmadı. Ajansın kreatif ekibi, gelen tepkileri markanın konuşulmasını sağlayan bir süreç olarak değerlendirdi.

Aradan geçen 12 yılın ardından Bélo, bugün seyahat dünyasının en tanınabilir sembollerinden biri haline geldi. Ölçeklenebilir yapısı, coral-red (mercan kırmızısı) rengi ve zamansız tasarımıyla logo, markanın 2025 yılındaki uygulama güncellemelerinde dahi yerini korudu. Airbnb'nin bu süreci, bir tasarımın ilk tepkiler ne olursa olsun, zamanla nasıl bir klasik haline gelebileceğinin önemli bir örneği olarak kabul ediliyor.





